SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ

DİVAN EDEBİYATI- BEYTLER BÖLÜMÜ- SALİH BABA DİVANI

Re: SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ-11

Mesajgönderen NiGDeLi » Çrş Mar 04, 2009 8:29 am

SALİH BABA DİVANI BÖLÜM-11

Berzahda kalır ermez ise bu garîb insân
Envâr-ı Muhammed ile enfâs-ı Mesîhâ
Âh eyle gönül belki Huda eyleye ihsan
Envâr-ı Muhammed ile enfâs-ı Mesîhâ

Bu ikisidir zübde-i esrâr-ı hakikat
Bir kâmile irgür var ise sende hamiyyet
Bu ikiden izhâr olur esrâr-ı hüviyyet
Envâr-ı Muhammed ile enfâs-ı Mesîhâ

ister isen vuslatı derûn ile ara
Kıllet ile zillet ile derd ile ara
Nutkeyler olara erse seng ile hârâ
Envâr-ı Muhammed ile enfâs-ı Mesîhâ

Tevrat ile İncil ü Zebur Kâf ile ara
Bu derde düşen zümre-i esnaf ile ara
Bunlar ile erişirsin vuslat-ı yâra
Envâr-ı Muhammed ile enfâs-ı Mesîhâ

Esmalarına emr edip ol Kadir ü Mennân
Bir "Ahsen-i takvim" le yaratıldı bu inşân
Ol surete nefh eylediği Nefha-i Rahman
Envâr-ı Muhammed ile enfâs-ı Mesîhâ

Bil fer'indir âlemde olan nûr ile ervah
Hep cümle maâdin ile zî-rûh olan eşbâh
Aynı da değil gayrı değil ol buna agâh
Envâr-ı Muhammed ile enfâs-ı Mesîhâ

Ger ister isen sözlerime hücceti bürhân
Meydânda durur Hazret-i Sâmî gibi sultân
Cân ile gözü sem'i sözü vech ile yeksan
Envâr-ı Muhammed ile enfâs-ı Mesîhâ

Bundan geri Salih dahi sen olma mükedder
Sami gibi bir sultânı hem kıldı müyesser
Takdîr-i ezel sana da olmuştur mukadder
Envâr-ı Muhammed ile enfâs-ı Mesîhâ
-------------------------------------
Berzah = Ara, arada, belâ, güçlük, manevi ceza.

Garlb = Yabancı, kimsesiz, tuhaf.

Envâr = Nurlar.

Enfâs = Nefesler.

İhsan = İyilik etme, bağışlama, lütuf.

Zübde = Öz, kaynak, asıl cevher.

Esrar = Sırlar.

Irgür = Eriş, ulaş.

Hamiyyet = Din ve vatan koruma gayreti.

İzhar = Gösterme, açığa çıkarma.

Hüviyet = Allah'ın zat, zat sırları.

Vuslat = Yetişme, kavuşma.

Derun = İç bâtn.

Kıllet = Yokluk.

İllet = Dert.

Nutk = Söz, sohbet

Seng ile hârâ = Taş ile kaya.

Kâf = Kur'ân-ı Kerîme işaret.

Zümre-i esnaf = Esnaf cemaati (Ehl-iaşk).

Esma = İsimler.

Kadir = Kudret sahibi Allan.

Mennân = Çok ihsan eden Allah.

Ahsen-i Takvim = "Biz gerçekten insanı en güzel bi-çimde yarattık." (Tin; 4)

Nefh = Üfürmek.

Nefha-i Rahman = Allah'a ait nefes.

Fer' = Şube.

Âlem = Kâinat, dünya.

Ervah = Ruhlar.

Maâdin = Madenler.

Zî-rûh = Canlı.

Eşbâh = Cisimler.

Agâh = Bilgili, haberli, uyanık

Hücceti burhan = Delil ve belge.

Sem' = İşitmek.

Vech = Yüz.

Yeksan = Gibi (yüzü gibi)

Mükedder = Kederli olmak.

Müyesser = Nasip olma, kısmet.

Takdir-i ezel = Allah'ın ezeli hüküm ve takdiri.

Kullanıcı avatarı
NiGDeLi
Site Admin
 
Mesajlar: 28
Kayıt: Pzt Oca 19, 2009 9:16 am

Re: SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ-12

Mesajgönderen NiGDeLi » Çrş Mar 04, 2009 8:33 am

SALİH BABA DİVANI BÖLÜM-12


Söz ile bir kalbe doğmaz ledünni
Bütün azaları dil olmayınca
Nefs-i emmârenin bilinmez fendi
Gönül şehri bahr-ı Nîl olmayınca

Söz ile bulunmaz bir sâdık muhîb
Derde düşmeyince aranmaz tabîb
Her bir şükûfeye konmaz andelîb
Madem ki içinde gül olmayınca

Her bir âşık vâsıl olmaz yârına
Berdâr olmayınca vuslat darına
Pervâne-veş düşüp aşkın nârına
Mansur gibi yanıp kül olmayınca

El çek mâsivâdan bırak bu câhı
Râz-ı derûnundan eylegil âhı
Cânân illerinin açılmaz râhı
Varıp bir kâmile kul olmayınca

Pîr-i Sâmî gibi sâhib-irşâdı
Bulup kapısında kılak feryadı
Hiç birimiz bulamazık necatı
Bizim delîlimiz Ol olmayınca

Salih bu sözlerin yalan olamaz
Her beşer süratli insan olamaz
Her bir kimse ehl-i irfan olamaz
Kırk yerden yarılmış kıl olmayınca
-------------------------------
Ledünni = llâhîn sır ve ilimler.

Dil = Gönül.

Nefs-i emmâre = Bütün kötü ahlâklara sahip olan, küfür sıfatında olan nefis.

Fend = Tuzak, hile.

Bahr-i Nil= Nil nehri.

Muhib = Seven.

Şükûfe = Çiçek bahçesi.

Andelip = Bülbül.

Vasıl olmak = Ulaşmak.

Berdar = Asılmış-darağacı.

Vuslat = Sevgiliye kavuşma

Dâr = Darağacı.

Pervâne-veş = Pervanegibi.

Nâr = Ateş.

Mansur = Hallacı Mansur.

Mâsiva = Allah'dan başka her şey.

Câh = Mevki, makam.

Râz = Sır, içten.

Râh = Yol.

Kâmil = Kemâle ermiş.

Sâhib-irşâd = Irşad edici.

Necat = Kurtuluş.

Dem = Rehber (Mürşid).

Ehl-i irfan = İrfan ehli.


Kullanıcı avatarı
NiGDeLi
Site Admin
 
Mesajlar: 28
Kayıt: Pzt Oca 19, 2009 9:16 am

Re: SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ-13

Mesajgönderen NiGDeLi » Çrş Mar 04, 2009 8:36 am

SALİH BABA DİVANI BÖLÜM-13

Hazret-i pîrimden olaldan münib
Zahir oldu çok alâmetler acîb

Ten senin bu can senin cânân senin
Benliğim kaldır aradan ya Mucîb

Yûsuf-ı cananıma irgür meni
Hüsn-i ruhsârına eyle andelib

Dest-i pîrimden içirip badeyi
Cür'a-i vahdet meyinden kıl nasîb

Defter-i uşşâka kayd et adımı
Hürmetine Mefhar-i âlem Habîb

Pîr-i Sâmî Hazretin yâ Rabbena
Bu derûnum derdine eyle tabîb

Senden özge yok enîsim yâ İlâh
Salih'i bırakma bu yerde garîb
---------------------------
Münib = Kötülüğü bırakıp Hakk'a yönelen.

Zahir = Görünen, dış yüz, açık ve belli olan.

Alâmet = İşaret iz, nişan.

Acib = Acaib.

Mucîb = Icab eden (Allah'ın sıfat).

İrgür = Erdir, eriştir.

Hüsn-i ruhsârına eyle andelib = Güzel yanağına bülbül eyle.

Dest-i pîr = Şeyhin eli.

Cür'a-i vahdet = Vahdet şarabı.

Defter-i uşşak = Aşıklar defteri.

Mefhar-i âlem Habib = Hz. Muham-med(S.A.V).

Derûn = İç, batın, gönül.

Enis = Dost sohbet arkadaşı

Garib = Kimsesiz.



Kullanıcı avatarı
NiGDeLi
Site Admin
 
Mesajlar: 28
Kayıt: Pzt Oca 19, 2009 9:16 am

Re: SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ-14

Mesajgönderen NiGDeLi » Çrş Mar 04, 2009 8:37 am

SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ-14

Dâd elinden ey gönül kıldın bana cevr ü itâb
Yandırıp râz-ı derûnum bağrımı kıldın kebâb

Çokları nûr-ı cemâlinle müşerref eyledin
Ağladıkça ben kaçındın yüzüne çekdin nikâb

Her belâ çevgânına karşı tutup bu boynumu
Bu vücûdum şehrini baştan başa kıldın harâb

İstedikçe vuslatı ferdaya saldın sen beni
Hasret-i hicran odundan var mı artık bir azâb

Serseri gezme cihanda sen sana gel ey gönül
Bir gün olur başına döner bu etdiğin dolâb

Pîr-i Sâmî Hazretine ilticaya gelmişem
Sun bize vahdet meyinden bir kadeh memlû şarâb

Sırr-ı vahdet âlemine eyle mahrem bizleri
İyd-ı vuslat günleridir aradan kalksın hicâb

Sâlih'em Leylâ-sıfat bir dilberin Mecnûnuyum
Perdeyi yüzden götür ey mazhar-ı âlî-cenâb
-----------------------------------------
Dâd = Vergi, adalet hak.

Cevrü itâb = Eziyet ve azarlama.

Râz-ı derûn = İçinin sırrı.

Müşerref = Şereflenmiş.

Nikâb = Örtü.

Çevgân = Eğri top sopası.

Vuslat Kavuşma.

Ferda = Yarın, kıyamet.

Hasret-i hicran = Sevilenden ayrılma hasreti.

Od = Ateş.

İrtica = Sığınma, barınma.

Mey = Şarap.

Memlû = Dolu.

Vahdet = Teklik, birlik.

Mahrem = İçli dışlı olma, gizli olan.

lyd-i vuslat = Kavuşma bayramı.

Hicâb = Perde.

Mazhar = Nail olma, bir yerin göründüğü, çıktığı yer.

Âli-cenâb = Cömert, şerefli.


Kullanıcı avatarı
NiGDeLi
Site Admin
 
Mesajlar: 28
Kayıt: Pzt Oca 19, 2009 9:16 am

Re: SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ-15

Mesajgönderen NiGDeLi » Çrş Mar 04, 2009 8:38 am

SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ-15

Hudânın lutfu ihsanı şerî'ât
Marîzin cümle dermanı şerî'ât

Dahi hem "küntü kenz" in mebdeinden
Giyüben şekl-i nûrânî şerî'ât

Dahi Hayy isminin hem mazharıdır
Odur hem ümm-i rûhânî şerî'ât

Müdebbir isminin hem cevheridir
Behiştin hûrî gılmânı şerî'ât

Kalem şakk oldu ilm ü hikmetinden
Yazıldı cümle elvân-ı şerî'ât

Yazıldı levh-i mahfuza serâser
Kamu esrarı ayanı şerî'ât

Dahi Musa'ya nutk etti seçerden
Asadan yardı ummanı şerî'ât

Ki ismail kıluben inkıyadı
Erişti kebşi kurbân-ı şerî'ât

Dahi esrarı nûr-u Mustafâ'dır
Kılan izhâr-ı Kur'ân'ı şerî'ât

Dahi mi'râca teşrîfinden Ahmed
Delîli akl-ı furkân-ı şerî'ât

Hicablar ref olup "Nurun alâ nur"
Hitab-ı nûr-u Rabbânî şerî'ât

Hem otuz iki harfin aslıdır ol
Kelâmın bahri ummanı şerî'ât

Ki ansız bir nebî gelmez zuhura
Asası elde burhanı şerî'ât

Hakîkat hafızı dîv-i recîmden
Alır berzahdan inşânı şerîât

Hakîkat ehlinin hem muktedâsı
Kamu ebrârın îmânı şerî'ât

Hakîkat lübbü esrâr-ı kelâmdır
Zuhura getiren anı şerî'ât

Hakîkat ruhudur hem evliyanın
Dahi ecsâm ile canı şerîât

Hakîkat mazharı hem ism-i zâttır
Sıfatın cümle burhanı şerî'ât

Hakîkat gerçi kim şems-i Huda'dır
O şemsin mâh-ı tâbânı şerî'ât

Hakîkat ehlinin yoktur nişanı
imaret eden ekvânı şerîât

Hakîkat kenzinin mîftâhı oldur
Dahi hem hısnı derbânı şerî'ât

Hakîkat ehlinin düşmanı çoktur
Olubdur şâh-ı merdânı şerî'ât

Anı bilmezse kimse Hakkı bilmez
Usâtın dârül emânı şerîât

Hakîkat âlemi kenz-i hafîdir
Açıktır cümle meydân-ı şerî'ât

Hakîkat semtine ilkâ eder ol
Kamu ehl-i muhibbânı şerî'ât

Cemî-i âlemi kılmış ihata
Dahi hem arş-ı rahmânî şerîât

Yürütür hükmünü şark ile garba
Hudânın emri fermanı şerîât

Hakîkat hâlidir hem evliyanın
Kamu efâli ayanı şerî'ât

Kulûb-ı evliyadır âşiyânı
Kurulmuş tahtı sultânı şerîât

Sakın her mürşide varma hazer kıl
Görürsen anda noksân-ı şerî'ât

Sakın nefsim hevâya tâbi olma
Sen anı sanma kim fânî şerî'ât

Varıp dergâh-ı Sâmîde gulâm ol
Kılan icra O'dur şân-ı şerî'ât

Hakîkat Mürşid-i Rabbânî Ol'dur
Kamu hubbu suhandanı şerî'ât

Hakikatten beyân eyler meânî
Kamu tevîli tıbyânı şerî'ât

Dahi ismi Muhammed Şeyh-i
Sâmî Lisânından eder ceryan şerî'ât

Recâsı Salih'in budur Pirinden
Kılam icrâ-yı hakkânî şerî'ât
--------------------------
Lutf = Hoşluk, güzellik, iyi muamele; iyilik.

İhsan = İyilik etme, bağışlama, lütuf.

Şerî'ât = Doğruyol, Allah'ın emri.

Marîz = Hastalık.

"Küntü kenz" = Gizli hazine (Cenab-ı Hakk).

Mebde: Başlangıç.

Hayy = Esmaül Hüsna'dandır. Diri, ölümsüz.

Mazhar = Bir şeyin göründüğü yer, nail olma, şereflenme.

Ümm-i ruhanî = Ruhların anası.

Müdebbir = Esmaül Hüsna' dandır. Tedbir alan.

Cevher = Maya, öz.

Behişt = Cennet

Hûrî gılman = Cennetteki kız ve erkek hizmetçi.

Şakk oldu = Yarıldı.

Elvan = Renkler, çeşitler.

Levh-i mahfuz = Allah'ın olmuş ve olacak her şeyi yazdığı levha.

Serâser = Baştan başa.

Kamu = Herkes, hepsi, tamamı.

Esrâr-ayan = Sırlar-bellii, açik olan.

Nutk = Konuşmak, söylemek.

Şecer = Ağaç.

Asâ = Değnek.

Umman = Deniz, okyanus.

Inkiyad : Boyun eğme.

Kebş = Koç.

Esrar = Sırlar.

İzhâr = Gösterme, meydana çıkarma

Furkân = Kur'an-ı Kerîm.

Hicablar ref olup "Nurun alâ nur" = Örtüler kalkıp nur üstü nur.

Bahr = Deniz.

Nebî = Peygamber.

Zuhur = Görünme, meydana çıkma.

Bürhân = Delil.

Hâfız = Esmaül Hüsnadandir

Dîv-i recim: = Taşlanmış dev (şeytan).

Berzah = Ara, arada.

Muktedâ = Kendisine uyulan, önde Hüsna'dandır.

Ebrâr = İyiler.

Lübb = Öz, asıl.

Ecsâm = Cisimler.

Mazhar = Nail olma, bir şeyin çıktığı yer.

Şems-İ Hüdâ = Allah'ın güneşi.

Mâh-ı taban = Parlak ay.

Imâret eden = Yapan, imar eden.

Ekvân = Yaratıklar.

Kenz = Hazine.

Miftâh = Anahtar.

Hısn = Kale.

Derban = Kapıcı (Muhafız).

Şah-ı Merdân = Hz.Ali(RA).

Usât = Âsiler.

Dârüleman = Sığınacak yer.

Kenz-i hafi = Gizli hazine.

ilka = Ulaştırmak.

Ehli Muhibban = Sevenler.

İhata kılmak = Örtmek, kaplamak, kuşatmak.

Kamu efâli ayanı şerî'ât = Şeriatın tüm yapılacak işleri onlara aşikardır.

Kulûb = Kalpler.

Âşiyân = Ev, yuva.

Hazer kıl = Çekin.

Hevâ = Nefsin arzuları.

Fânî = Yok olucu, geçici.

Gulam = Köle, hizmetçi.

icra = Yapma, yerine getirme

Hubb = Sevgi.

Sunandan = Güzel söz söyleyen.

Meani = Manalar.

Tevil = Yorum, şerh, izah.

Tıbyan = Açıkça anlatma, şerh.

Usan = Dil.

Ceryan = Cereyan, akma, akım, gidiş, oluş.

icrây-ı hakkânî = Allah'ın emrettiği şekilde yerine getirme





Kullanıcı avatarı
NiGDeLi
Site Admin
 
Mesajlar: 28
Kayıt: Pzt Oca 19, 2009 9:16 am

Re: SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ-16

Mesajgönderen NiGDeLi » Çrş Mar 04, 2009 9:33 am

SALİH BABA DİVANI BÖLÜM-16

Şeş ciheti başdan başa kaplamış
Gelir her taraftan hû-yı muhabbet
Hâl-i hindû askerini toplamış
Sarmış haddin ile mûy-ı muhabbet

Bülbüle çekdirir âh ile zarı
Pervaneye dâim gösterir nârı
Mecnun'un Leylâ'sı Mansûr'un darı
Ezelden böyledir hûy-ı muhabbet

Pirimden arz etmiş hûb-cemâlini
Gönlüne dere etmiş hep kemâlini
Dilinden şerh eyler her bir hâlini
Dağılır Sami'den bûy-ı muhabbet

Gâh kendini gizler girer ebcede
Gâhi ebru ile ayn-ı esvede
Gâhi de aks eder şâb-ı emrede
Anlardan gösterir rûyu muhabbet

Gâhi sultân olur gâhi dilenci
Gâhi doğru olur gâhi yalancı
Gâhi tüccar olur gâhi talancı
Gezer ili hem çarşıyı muhabbet

Gâh ahdine vefasını gösterir
Gâh Salih'e safâsını gösterir
Gâh şiddetle cefâsını gösterir
Yaklaştıkça yârin köyü muhabbet

Şeş cihet = Sağ, sol, ön, arka, üst ve alt olanı alt cihet.

Hâl-i Hindu = Kara benler (kara renkli asker gibi).

Hadd = Yanak.

Mûy = Saç.

Pervane = Geceleri ışığın etrafında dönen küçük kelebek.

Nâr = Ateş.

Dâr: Darağacı.

Hûb = Güzel.

Dere = İçine alma, toplama

Buy = Hoş koku.

Ebced = Yeni okumaya başlayan, acemi.

Ebru ile ayn-ı esved = Kaş ve kara göz.

Şâb-ı emred = Genç. Sakalı ve bıyığı çıkmamış delikanlı.

Rûy = Yüz.

Talanci = Hırsız, yağmacı.

Ahd = Söz, akid, sözleşme.

Muhabbet = Garazsız, ivazsız (kasıt ve karşılık) sevme


Kullanıcı avatarı
NiGDeLi
Site Admin
 
Mesajlar: 28
Kayıt: Pzt Oca 19, 2009 9:16 am

Re: SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ-17

Mesajgönderen NiGDeLi » Çrş Mar 04, 2009 9:35 am

[/color]SALİH BABA DİVANI BÖLÜM-17

Haddini bil müddeî gel etme her cân ile bahs
Bârı boncuk olan etmez dürr ü mercan ile bahs

Arifin her bir kelâmı hücceti bürhân ile
Kuru da'vâ ile olmaz ehl-i irfan ile bahs

Sen yalancı nefs elinden kurtaramazsın özün
Nâ-münâsib eylemeklik kâmil inşân ile bahs

Marifetden dem urursun belde zünnarın durur
Kesmeden zünnârını eylersin îmân ile bahs

Geçti ömrün nefsin ile etmedin bir gün cihâd
Rûz u şeb etmek dilersin şâh-ı merdân ile bahs

Pîr-i Sâmî Hazretine eylemezsin bîatı
Bî-edeb etmek dilersin öyle sultân ile bahs

Salih'em şeyhim güneştir ben anın bir zerresi
Zerre hiç eyler mi asla şems-i tâbân ile bahs


Hadd = Sınır, derece.

Müddei = iddia eden, itiraz eden, ra-kib, ağyar.

Bâr: Yük.

Dür = İnci.
Bahs = Bahis, iddialaşma

Arif = İrfan sahibi, veli.

Hücceti burhan = Belge, delil, isbat

Nâmünâsib = Münasibdeğil.

Marifet = Bilme, hüner, ustalık.

Dem = Bahs, söz.

Demurmak = Vurmak, sözetmek.

Zünnâr = Papazların bellerine bağladıkları kuşak.

Cihad = Harp, uğraşma.

Ruz u şeb: Gece gündüz.

Şah-ı Merdân = Hz. Ali (r.a.).

Biat etmek = Kabul ve tasdik etmek.

Bi-edep = Edep dışı, edepsiz

Şems-itaban = Parlak güneş



Kullanıcı avatarı
NiGDeLi
Site Admin
 
Mesajlar: 28
Kayıt: Pzt Oca 19, 2009 9:16 am

Re: SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ-18

Mesajgönderen NiGDeLi » Çrş Mar 04, 2009 9:36 am


SALİH BABA DİVANI BÖLÜM-18
Senin hasret firakındır benim giryânıma bâis
Senin vuslat şarâbındır benim burhanıma bâis

Cemâlin kıblegâhımdır nazargâh-ı ilâhımdır
Benim hep dûd-ı âhımdır kamu efgânıma bâis

Senin aşk-ı hayâlinden kayırmam çektiğim derdi
Cemâlin arz(ı) kılmazsın nedir noksanıma bâis

Kamu bu âlemin aslı muhabbetden değil midir
Nedir kahr-ı celâl içre dil-i vîrânıma bâis

Cefâdan kaçmaz âşıklar senin hüsnün visalinden
Firâk-ı infisâlindir ciğer-sûzânıma bâis

Pîrimiz sevrerimizdir Muhammed Hazret-i Sâmî
Anın nûr-ı cemâlidir benim dermanıma bâis

Kulübüm eyledi ihya münevver kıldı dil şehrin
Anın enfâsı kudsîdir benim irfanıma bâis

Menem Salih hulûs ile gulâm oldum kapısında
Memat iken hayât buldum olup dîvânıma bâis

------------------------------------------
Firak = Ayrılık.

Giryân = Ağlamak, gözyaşı.

Bâis = Sebep olan, icabeden.

Vuslat = Kavuşma, ulaşma.

Burhan = Delil.

Cemâl = Yüz güzelliği.

Dud-u ah = Ahimin dumanı. Beddua.

Efgân = İnlemek, feryad etmek.

Arz = Gösterme.

Kahr-ı celâl = Celâl sıfatının şiddeti, kahrı.

Dil-i vîrân = Harap gönül.

Hüsn = Güzellik.

Visal = Kavuşmak.

Infisal = Ayrılma, gitme.

Ciğer sûzân = Ciğer yanıklığı.

Server = Baş, başkan.

Kulûb = Kalbler

İhya etmek = Diriltmek, canlandırmak.

Münevver = Nurlandırılmış, aydınlatılmış.

Dil şehri = Gönül.

Enfâs = Mürşidlerin irşad edici duaları, nefesleri.

Hulûs = Gönül temizliği, hâlislik.

Gulâm: Köle.

Memat = Ölü, ölmüş.

Kullanıcı avatarı
NiGDeLi
Site Admin
 
Mesajlar: 28
Kayıt: Pzt Oca 19, 2009 9:16 am

Re: SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ-19

Mesajgönderen NiGDeLi » Çrş Mar 04, 2009 9:38 am


SALİH BABA DİVANI BÖLÜM-19
Ey birader derd-i aşka mübtelâ olmak da güç
Sûret-i insanide hayvan-sıfat kalmak da güç

Bağrımın kanı kurudu ciğerim oldu kebâb
Hasret-i hicran oduna her zaman yanmak da güç

Derd nedir derman nedir yâ ben beni bilmem neyin
Nâr u nurun berzahında sararıp solmak da güç

Nûr-ı Ahmed'dir özüm dürr-ı yetîmî bendedir
Bu beşer nefsin elinden anı kurtarmak da güç

Gevher-i nefsimi yutmuş bir amansız ejdehâ
Bî-basar mârın elinden şeb-çerâğ almak da güç

Müttakîler kisvetine müddetler girdiler
Muhtefî oldu erenler arayıp bulmak da güç

Bahriler ummana daldı pek çoğaldı dehrîler
Öyle mülhidler ile bahs-i dîne dalmak da güç

Hep hatîâtın büyüğü hubb-ı dünyâ bilirem
Ânı terk etmek de güç pek kipçe sarılmak da güç

Öyle bir derde giriftar olmuşum âlemde kim
ittisale çâre yokdur dahi ayrılmak da güç

Hâne-i dil cennet-i irfana dâhil olmadan
Âr u namus şişesini taşlara çalmak da güç

Pîr-i Sâmî gibi sultâna kılalım iktidâ
Keştibânsız fülkümüzü engine salmak da güç

Derdimi defter edip sultânıma arz eylesem
Ol bilirken cümle hâlim arz-ı hâl sunmak da güç

Hamdulillah böyle bir sultâna hadim olmuşam
Sâlihem sıdk ile şahım hizmetin kılmak da güç

-------------------------------------------
Aşk = Sevgi, şiddetli muhabbet, candan sevme.

Mübtelâ = Düşkün, tutkun, tutulmuş.

Hasret-i hicran = Ayrılık hasreti.

Od = Ateş.

Nâr = Ateş.

Berzah = Belâ, güçlük, manevi ceza.

Dürr-iyetimi = Tek ve büyük inci.

Gevher = Mücevher, inci.

Bî-basar = Gözsüz, anlayışsız

Mâr = Yılan.

Şebçerag = Gece lambası, nur.

Muttaki = Sağlam amelli, istikamet sahibi.

Kisvet = Elbise, örtü.

Müddeî = İddia eden, rakip, ağyar.

Muhtefi = Saklanan, gizlenen.

Bahri = Denize mensup olanlar, âlimler.

Dehri = Tabiata, ahirete inanmayıp, hadiseleri tabiat yapar diyenler.

Mülhid = Dinden çıkmış, sapık.

Bahs-ı din = Din bahsi.

Hatiât = Hatalar, yanılma.

Hubb-ı dünya = Dünya sevgisi.

Giriftar olmak = Düşmek, duçar olmak.

İttisal = Uyma, o halle hallenme.

Hane-i dil: Gönül evi, kalp.

Iktida = Uyma, peşinden gitme.

Keşfibân = Kaptan.

Fülk = Gemi.

Hadim = Hizmet eden, hizmetçi.

Kullanıcı avatarı
NiGDeLi
Site Admin
 
Mesajlar: 28
Kayıt: Pzt Oca 19, 2009 9:16 am

Re: SALİH BABA DİVANI BÖLÜMLERİ-20

Mesajgönderen NiGDeLi » Çrş Mar 04, 2009 10:50 am

SALİH BABA DİVANI BÖLÜM-20

Esîr-i nefse kul oldun yeter gel bu nevadan geç
Bu ömrü kîl ü kâl ile çürüttün bu sivâdan geç

Yediğin su ile toprak kamu giydiklerin nârdır
Bu âlem aşiyandır gel bırak berzah yuvadan geç

Gel ey sûfî kıl insafı bırak gel Zeyd ile Amr'ı
Geçirme yok yere ömrü hased kibr ü riyadan geç

Yalancı nefse kul olma düşün bir mebde-i aslın
Bulup bir mürşid-i kâmil bütün bey'ü şirâ'dan geç

Bulup Sâmî gibi şahı görürsün ulu dergâhı
Olup her ilme agâhı kamu ağ u karadan geç

Cihanın yaz u kışın gör ne etmiş Perver işin gör
Hemân sen kendi işin gör misîfirsin buradan geç

Hemân ref idegör varlık hicabın sen dahi Salih
Görünsün sana vahdet âfitabı maceradan geç



------------------------------------------
Hevâ = Netsin arzuları.

Kil ü kâl = Dedikodu.

Sivâ = Nefsin tutkuları, hazlar.

Nâr = Ateş.

Âlem = Dünya.

Âşiyan =Yuva,ev.

Berzah yuva= Geçici yuva, ara, aslı olmayan.

Zeyd ile Amr= Ahmet - Mehmet dememiz gibi.

Mebde-i asi = Kök, asıl, yaratılış sebebi.

Bey'üşirâ = Alış-veriş.

Perver = Allah.

Âfitâb = Güneş, güneş gibi güzel.
Kullanıcı avatarı
NiGDeLi
Site Admin
 
Mesajlar: 28
Kayıt: Pzt Oca 19, 2009 9:16 am
---------

ÖncekiSonraki

Dön KÜLTÜR EDEBİYAT

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

cron